16 Haziran 2012 Cumartesi

HABERsizCE


Sen farkedemesen de kaçışların olacak hayatında
Bir zamanlar en sevdiğin şarkıyı duymak istemeyeceksin mesela
Çok güzel anılarının geçtiği bir mekan aklında takılı kalacak fakat görülmek istenmeyecek
Bir koku mesela gün gelecek tiksineceksin çok hoşuna giderken
Bir sinema salonu ilk el ele tutuşamanı saklayacak fakat sen kaçacaksın oradan da
Bir duvar karesinde bakışın saklı kalacak mesela ,
Yıllar sonra önünden geçtiğinde bakışını geri almak istemeyeceksin, cesaretsizce
Büyüdükçe küçüklüğünden kaçacaksın sen farketmesen de
Mutluluk yaratmak isteyeceksin, o sebepsizken
Doyumsuzluk arayacaksın bu senin elinde iken
Sen seni sen yapan herşeyden kaçacaksın

Bu değişim seni sürüklerken
Yıllar sonra farkettiğin gerçekten kaçman imkansız olacak 
O da eski senin geride kaldığın olacak.

22 Şubat 2012 Çarşamba

Fanus Misali


Kelimelerin kadar masum mudur benliğin?

Yalnızlığa isyan ederken hayata sevdalı mısın?

Taşır mı bir çocuk yüreğini, gülümsemelerine aşikar bedenin?
Sen ,büyür müsün hep en geniş zamanlarda?
Uçar mısın en derin hayallerde?
Tutabilir misin hayatın kıvılcım saçan ellerinden?
Yürüyebilir misin acılarınla?
Sen sevebilir misin Dünyalar kadar
?
Duyar mısın beni
?
Hapsedebilir misin bir fanus misali içine :)

5 Şubat 2012 Pazar

Yalnızlık Ruhun Efendisi

Bazı yaşamak istediklerin için binlerce yaşantıyı kat etmen gerekir. Bunlar tartışmasız senin başından geçmelidir. Çünkü sen daha büyüme aşamasındasın. Her insan için büyümek sınırsızdır. Her öğrenme bir büyüme değildir evvelakin her yaşantı bir parçasını bırakırsa sende bu büyümen için bir avantajdır . Yani küçük insanlar küçük düşünen insanlar böyle olmasına kendileri sebeptir. Hayat küçük insanlarla dolu kendini büyütememiş, nöronlarının sınırındaki düşünceye ulaşamamış insanlarla . Sığ düşünceler zinciri içinde bir insan nasıl yiter bilmez çoğu küçük insan . Çünkü bunu düşünebilecek kadar büyük düşünemez . Hayatın ucu bucağı görünmezken küçük düşünmek bize yakışmaz . Her insan kendi sınırının ötesine ulaşmak için zorlamalıdır kendini . Azim ve kararlılık bu dünyada başarılamayacak bir şeyin olmadığının kanıtıdır . Bir amacı olmalı inanın en önce ve onun peşinden koşmalı .

Bu aralar aşk hayatım pek bir boşlukta ve ben böyle olmasının benim için çok daha hayırlı olduğuna inanıyorum .
Aşk; hayatımızın bir parçası olmakla birlikte bazen askıda kalması gereken bir olgu bence. Bu askıda kalan zamanımda –gerçi uzun süredir askıda-kendimle ilgileneceğim.
Çoğu insan kendine vakit ayırmaz bunun farkında değildir. Bu hayatı yaşayan kendisi oysa ki bir insan kendisine nasıl vakit ayırmaz bakın söyleyeyim .:) Çoğu insan ya olması gereken bir sosyal ortamda ya hayatın gerekçelerini yaşamakta ya baskı dolu bir aile ortamında gündelik işlerle uğraşmakta ya da hayatının çizecek ölçüde o yapılması gerekenleri sırasıyla yerine getirmektedir . Birçok insan kendisiyle yalnız kalmayı sevmez ve yalnızlık çoğu insanı bunaltır. İnsanlar kendilerinden neden bu kadar uzaktadırlar. Ben yalnızlığımda kendimi bulmayı öyle çok severim ki . Sadece bendir ilgilendiğim yaşandıklarımı öyle güzel tartarım ki . Yalnız yaşamasını bilen insanlar kendilerini daha çok tanıyan insanlardır ben bunu bilir bunu söylerim . Aynı ;bir arkadaşınla yaşadığında o arkadaşını daha yakından tanıman gibidir bu durum . Kendine yabancı insanlar var aramızda kendine yabancılığını kendisi bile farkedemeyen .
Tatilimde geçirdiğim birkaç günden sonra zihin boşaltma babında yazdığım bir paylaşım . Bilgelik taslamaktan çok düşüncelerim bunlar . İlgilen herkese teşekkürler . Parçalanmış konu bütünlüğü de beynimdeki fikir uçuşmasından kaynaklanıyor . Hatamız varsa affola ….

22 Ocak 2012 Pazar

Benim Büyük Dramım

Bir deprem sonrası şimdi hayatım ...
Yıllarca artçılar yaşamış yıllarca sarsılmış
Bunlar doğanın kanunu demişim.
Bunları kabullenip kaldığım yerden nefes alışıma devam etmişim.
Büyük depremim var şimdi yıllarca beklenmiş...
Bir ben farketmemişim, farkedememişim.
Deprem sonrası şimdi hayatım...
Nasıl devam etmeli yeniden ?
Ardımda yıkık katlanmış evler misali;
Üstüste binmiş parçalarım
İçlerinde yüzlerce anı
Yıkılmış evlerim var benim...
Her birine hayal kurmuşum ben.
Hayallerimle yitip gitmişim de farkedememişim...
Nasıl kızmayayım şapşal bedenime ?

Her hayalimi gerçek sanmışım ben.
Nasıl dayanmış bunca artçıya bedenim ?
Nasıl yıkılmamışım da ,
Bu son deprem yerle bir edebilmiş beni .
Son depremi içimde yaşıyorum ben .
Yıkılmış evlerime, kendi inşalarıma bakıp;
Keşke midir yetersiz nefesimle çıkan kelime ?
Hayır bu kadar aciz olmamalı benim şehrim
Bütün bunları iyiki diyebilmek için yapmışken
Bütün hayatımı bunlara harcamışken ...
Yoksa yine bu deprem de doğanın kanunuydu mu demeliyim ?
Yine mi avutmalıyım nacizane ruhumu ?
Nasıl dinlerdirmeliyim seni ruhum ?
Bekleyişlerimi,kabullenişlerimi,kendimi verişlerimi...
Bütün yaşanmışlıklarımı nasıl da çektin sen
Ruhum özür dilerim.
Binlerce kez sana yüklenişlerim adına
Kendimi avutuşlarımı kar sanmışım ben
Artçılara kulak asmayıp büyük depreme önlem almamışım ben
Gülen suratımda gizlemişim seni
Hep örtmüşüm üstünü
İki damla gözyaşı akıtıp yola devam demişim.
Şimdi yeniden inşa etmeliyim şehrimi
Oysaki ne yıkıklarımı tamir edecek gücüm
Ne de yeniden kuracak bir anlam var şimdi
Anlamsız ve parçalanmış hayatıma;
Sinema salonunda izler gibi izlediğim dram dolu filmimin
En acıklı sahnesini filmin sonunda yaşamışım ben .
Kalbi kırık Alice der . :) Okuduğunuz için teşekkürler :)

6 Ocak 2012 Cuma

Mutluluk ,mutluluğun tanımı en mutlu anda dahi yapılamaz bence gerçek duygular en tarifsiz olanlardır bence ve mutluluk denilen duygu da en tarifsizlerdendir. Aşk gibi, Acı gibi...
Mutluluğumu sebeplere dökemem sanırım ama hayatımı bu duyguya boğan durumlardan aklıma geldiği kadarını yazabilirim sizlere. Mimlenmişim öncelikle Hypatia 'ya teşekkürlerimi sunuyorum.Çok güzel bir konu paylaşmak güzeldir mutlu eder insanı. Bloglar arası ilişkiler de öyledir paylaşımlardan doğar ve mutlu eder insanı .
İnsan öncelikle köşe bucak aramamalı mutluluğu hani bazen gözlüğünüzü aramaya çıkarsınız sonra birden farkedersiniz ki gözlüğünüzü başınıza geçirmişsinizdir . Mutluluk hep içimizdedir.Üstünü örteriz bazen örtmek isteriz bazense bir sebebe bağlı tutarız mutluluğu. Neden mutlu olayım ki sebebim yok deriz ya da olumsuz bir durum bütün duygularınızı çekip iliğimizi kurutur.Mutsuzluğu yaşattıkça içimizde ,içimizdeki mutluluk fidanları günbegün susuz kalarak ölüme mahküm hale gelirler ve yavaş yavaş hiçbir şeyden zevk almayan ,herşeyden sıkılabilen ne istediğini bilmeyen biri olur da çıkarız . Sonuç nedir? Tabi ki ölümdür evvelakin fiziken değil ruhendir bu ölüm.
Durum şu ki mutluluk duyguların anasıdır. Aşık olunca nasıl da sebepsiz bir mutluluk sarar içimizi sanki evrenin merkezindeki tahtta oturmakta ve dünyaya hükmetmekteyizdir evet hayatta bunun gibi anlar vardır .Acı çekmek mutluluğun yok olması değil midir. Baştan aşşağı acıyla dolar bedeniniz ..
Mutluluklar hayata hakkıyla verilen dakikalardır . Mutlu anlar biraz şükretmektir.Biraz hayatı olduğu gibi kabul etme ,biraz insanları anlama, biraz sevmek, biraz yaşamdan ders alma, bazen korkmak ,bazen hayal kurmaktır ... Mutlu olmak en büyük başarıdır evet bu bir başarıdır.Hayat okulunda okuyorsanız tabiri caizse alabileceğiniz en güzel not bu hayatta mutlu olabilmektir. Hayatın her anında ayrı bir tat vardır görebilene gözlerini iki duvar arasında sınırlandırmadan bakanlar içinse milyonlarca sebep vardır gönül gözüyle görene .
Ben huzuru severim her huzurlu an mutluluk sebebimdir huzur nedir derseniz bunun tanımı yoktur huzur kendini büyük bir kabullenişte olmaktır bazen .Olur ya insan hata yapar ve bu hata olumsuz sonuçlar doğurur bunu kabullenmektir işte. Bulunduğun anın tadına varmaktır huzur, gözlemlemektir, içindeki problem arayan dedektörleri susturmaktır huzur. Huzur; melodisel olarak kalp atışlarına daha yakın olmaktır .
Sevilenlerle olmak nasıl da mutluluk  verir değil mi? :) Her insan kalbinde yer alanın yanında mutludur peki ya onsuz?  Hayat; onun yanında olmadan da mutlu olabilenler için gerçekten de anlaşılmış demektir ve acılara karşı bir-sıfır öndesinizdir..Tahmin edilen gibi özlem mutluluktur yaşamasını bilene ..Her zaman derim özlem beni öldürmez o ancak hayata bağlar .
Barış mutluluktur her zaman ;bir evde varsa uyuşmazlık mutluluğunuzu şırıngayla çeker de alıverir bütün sinir hücreleri . Ben ablamla kavgalarımdan biliyorum kavgalarımız sonrasında sinirli olmam evvelakin mutlu da olamam eğer onunla konuşup halletmezsem sorunumuzu bütün gün boyunca düşündükçe düşünürüm düşündükçe batarım batarım batarım ... Batmaktan vazgeçişim onunla birkaç kahkaha atıncadır .Mutluluk kahkahanın sebebinde de değildir bazen kahkahayı kiminle attığındadır ...Bazı eylemler ortak yapıldığı için mutlu eder insanı kahkaha atmak,sarılmak gibi ...
Bazen kendinizi aştığınız anlar vardır .Ben bunu diyince mutlaka ki bir an gelmiştir aklınıza o an delicesine korktuğunuz ama üzerine gittiğiniz bir an olabilir , heyecanınız sizi şaşırtmasın kalp atışlarınız karşısında şimdi duracak dediğiniz ama durmayan o heyecanlı anı mutlaka yaşamış olmalısınız işte o an diyorum baylar, bayanlar ne mutluluk vericidir. :)
Bazen içi kalem dolu bir kalem kutusuna bakıp kalemlerin çoğunun mürekkebinin tükenmiş olduğunu farkedersin tam da ihtiyacın olduğu zamanlar kalemlerin tükenmiştir. Kalemlere bakıp yine de bu tersliğe gülümseyebilir misiniz ? İşte mutluluk orada saklıdır ona gerek tek şey öylesine gülümsemektir.
Mutluluk bazen uykusuz kalmaktır . Hayatta yaşadığımı en çok hissettiğim anlar omuzlarıma kendi ağırlığımın çökmesidir. Bazen yapmanızı tavsiye ediyorum öylesine hoş ki kardaymış hissi veriyor üstüne üstelik mutlu olmak için tek yapmam gereken bir bardak kahvedir ve sonrasında saatleri kar edebilirsiniz . Ardından yapacağınız yorgun uyuyuş sizi bir kez daha kara sokar ki bu uyku hem derin hem de rüyasız geçer .Uykunuzdan geriye akılda kalan tek şey yüzlerce huzurlu dakikadır .Uyku da bir huzur aracıdır ancak abartılmadığı takdirde. :)
Mutluluk bazen düzende bazen düzensizliktedir. Bir sevdiğim düzensiz odasında kendini bulduğunu söyler hep. Yoğun hayatını temsil ediyormuş ve bu ona mutluluk veriyormuş bana mutluluk veren şey ise tam tersidir ben toplu ve düzenli ortamlarda mutluyumdur. Evvelakin bunun erdemi nerdedir ey dostlar karşımdaki insanın mutluluğunu kendi mutluluğum olarak görmemdedir.Mutluluk orda ,burda ,şurda sıska vücudunu ayakta tutacak destek arar o desteği verdiğinizde ise zamanı ele geçirir . Mutluluk bir mucizedir inananlara.:)
Mutluluk her sabaha merhaba diyebilmektir bal tanecikleri . O öyle ki gözlerinizin en mağmur haliyle baktığınızda sabah ışığını hissedip gözlerinizi kısışınızda saklıdır. Hafifçe gerinip "Ne uyudum ama!" dersiniz ya hani işte o an damarlarınızdan geçen  kan adeta mutlu olmak için çıldırırıcasına akmaktadır hissedebilene :)
Hayata saf gözlerle bakabilmektir mutluluk .En kötü insandaki en güzel yönü bulup çıkarabilme oyunudur oynadığınız işte bu oyuna mutluluk derler ... Eksiklerden çok var olanları görebilmek mutluluktur .
Sabahın olmasını bekleyip sonra da akşamı beklemek değildir mutluluk. Mutluluk hiç beklememektir .Mutluluk hep şimdi oynar içinizde sonraya saklanan mutluluğun tadı yavan gelir size çünkü hayalleriniz kadar güzel değildir gerçekler. Hayaller her zaman gerçeklikten biraz uzak olurlar hayal kurmayın demiyorum ama  fırsat bulmuşken neden hayal kurmak yerine gerçekleştirmeyesiniz...
Aniden yaşamalarındır mutluluk ...Akşam gideceğin buluşmayı sabah yapmaktır ... Mutluluk zamansızlıktır. Acıktığında yemek yemendir kalori hesabı yapmadan ... Mutluluk özgürlüğünde gizlidir... Sesini duyurabildiğince uçar minik hüzün kelebeklerin konuşamamak hüzündür, derya denizlerim ... Sevdiklerinize neden sevdiğinizi söylemezsiniz. Kendinize midir kastınız her itiraf bir mutluluk iken niçin çığırmazsınız en güzel duygularınızı.
Mutluluk güzel fikirlerdedir. Kin,düşmanlık,dedikodu,arsızlık,açgözlülük bunlar mutluluğun en azılı düşmanlarıdır. Mutluluk; bu azılı düşmanların varlığına öfke duymak değildir . Öfke hoş bir duygu değildir siyah hayaller taşır .Mutluluk bu kötü duygular  varken mutluluğu ayakta tutabilmeyi başarmaktır mutluluk nesifine sahip olmak ,dilini yalandan sakınmak,kalbini dürüst doğru yolda ilerletmektir. Söylenecek kelimeler var ise arkadan değil de gün ışığında en kötü düşmana dahi hatalarını söyleyip düzeltmesi için fırsat verbilmektedir. Sabır mutluluktur... Sonucunu  önceden görebilene .
Hayatın her anında mutluluğu yaşamanız dileklerimle bu Polyannacı yazımı burada noktalıyorum ..
Haa son sözüm bir gün otobüste küçük şirin bir çocuğa bakıp onun hareketlerinin masumluğunu düşünüp gülümseyen birini görürseniz bu mutlu insanı görüp siz de gülümseyin ... Gülümsetmek de bir mutluluktur. Güzel gülümseyişini millet ne der diye saklamak yerine herkesle paylaşabilecek kadar cesur olabilene :)

Mutluluk renklerde saklıdır ... Renkli günler :)

2 Kasım 2011 Çarşamba

Sinekler ve yolculuklar üstüne ..


Merhaba millet onca işin arasında buraya yazmak geldi içimden :D
Bayram
da geldi :D Bütün öğrenciler memleketlerine yol alırken biz ablamla bütün bayram boyunca en fazla bakkala gideceğiz sanırım ne büyük meziyet ne büyük seyri alem :D
Benim sınavlar yaklaşıyor daha doğrusu yaklaşmayan ne var ki di mi :D Bayramdan sonra vizelerim var bir yere gitmiyoruz boşuna para harcamayalım zaten vizeler de var kafam bozuk :P
Geldim yazıyorum
da aklımda bir konu yok hani şu konudan bahsedeyim diye .
Bugün durakta beklerken bir küçük kız ile annesi arasında geçen diyaloğu yazayım .
-Anne ben sineklerden korkmuyorum.
-Korkmuyor musun kızım .
-Evet beni çok ısırdılar ama ben hiç korkmadım .

:D Bu diyalog üstüne benim kadar gülen yoktur belki de. Çocukları severim böyle şirince, büyüklerin hiç düşünmedikleri konular üstünde düşünmeleri de çok hoşuma gidiyor .Bu diyalog bana daha önce sinekler hakkında düşündüklerimi hatırlattı .
Sinekler aslında çok şanslı hayvanlar onlardan korkmuyorum lakinn... :D Çok imreniyorum :D
Ne güzel atla git uçağa istediğin yere sana demezler hop hop biletleri görelim diye D: Ya da güvenlik kontrolünden geçmezsin istediğin yerde istediğin filme girer çıkarsın sınırsız D: Seansı mı kaçırdın neyse akşam seansına gidersin artık :D
Otobüs kaçırdım derdi yok kaçırdıysan biraz uçarsın doğal gayet doğal zate
n senin için :D
Magazinlerde şöyle bahsederlerdi heralde ...Sinek bey yaz boyunca her gün farklı tatil merkezlerinde yakalandı :D Adamın yemek derdi yok yol derdi yok konaklama derdi yok yakalanır tabi yakalayın da öldürmeyin aman ha :D :P
Biz böyle düşünüyoruz onun aklı yok :D Pencerenin en kuytu köşesine geçmiş ha babam ha kendini duvara çarpıyor kastı ne ki kendine .
Acaba hiç mi sevmiyor kendini D:
Öyle işte efendim ben böyle düşünedurayım . Ama mantıklı ya bu dünyaya sinek olarak gelmek varmış :P Ama akıllı sineklerden :)
Biraz cesaretleri fazla valla büyük olsalar korkulur bunlardan bir de p
es etmiyorlar konuyorlar üstüne babasının malı gibi dolaşıyor heryerde sonra kovuyorsun tekrar geliyorlar takıntıları var yani o derece D:
Sinekleri geçelim de başka şeyler diyim ben size :D
Otobüse bindiğimde kapıldığım karamsar ruh halimden bahsedeyim yani her otobüse binişimde yanımda birisi yoksa arkadaşım filan yani mutlaka ki kulaklığım vardır o da olmasa otobüslerde bitkisel hayata girmiş gibi hissedeceğim heralde kendimi esasında son derece somurtuk biri değilim aksine sürekli sırıtırım :D ama gelgelelim otobüslerde yüzüm gülmüyor öyle bir ruh haline giriyorum ki sanırsın dünyanın e
n mutsuz insanı benim . Bir de bütün gözler benim üstümde gibi hissetmesem hani iyi olacak :D Öyle hissediyorum ama biliyorum herkes bana bakmıyor ama bakabilirler önündesin zaten kafasını kaldırıp gayet rahat gözetleyebilir seni :D :P Neyse işte bu durumlar ayaktayken geçerli ben de zaten genelde ayakta oluyorum :D Efennim bir de otururkenki pozisyonda neler hissettiğimi yazayım öncelikle şanslı hissederim gayet mutlu bir gülümsemeyle otururum :D Yanımdaki insan tamamen x ise benim için hayatımda bir yeri olduğunu düşünürüm yine de çünkü 15 dakika ise yolculuk 15 dakika boyunca yanımda olacak aynı zamanda benim hayatımın sınırları içerisinde yakın mesafe yani ondan :) Genelde karşı cins değil ise yanımdakiyle konuşurum hatta çok konuşurum bıkarlar :D
Bazen yolculuklarda düşünmek çok iyi gelir bir de günün kötü geçtiyse devadır derde ama otururken . Ayaktaysan bir de ruh halin b
ozuksa gideceğin yere affedersiniz bombok gidersin D: Bu yolculuklar üstüne yazı yazacağım tekrar görüşmek dileğimle .. Barış dolu günlere :)

8 Ekim 2011 Cumartesi

BU KİTABIN MARKASI NEYDİ?

Selam Olsun Herkese!
Başlığı okuyarak yılın gafı hakkında konuşacağımı anlayacağınızı umuyorum...Kardeşim okula başlayalı nerdeyse bir ay oldu ama hala ders kitapları tam değil...bende bir kurs arkadaşımdan(kendisi üniversitede öğrencidir) rica ettim.Preintermediate kitabı varsa verebilir mi diye...Kardeşimin yayınevi farklı olmasın diye söylediği laf "Kitabın Markası Neymiş Abla,Onu da sorsana" oldu.Oldukça koptuğum gibi aynı zamanda yudumladığım çayı püskürtmeme az kalmıştı:D ama azmettim tuttum.İşte böyle gaflar yapabilen bir insandır kardeşim.Şimdi telefonuna müzik beğeniyoruz :D
Bende bir nebze olsun yarın gireceğim sınavı unutuyorum...Evet yarın sınavım var :S Ne yapacağımı bilmiyorum.Yarın ki sınavı ben deneme sınavı olarak düşünüyorum...İnşallah istediğim puanı Kpds'de elde edeceğim.


Ömrümün bu en güzel zamanlarında canımı sıkarak kendime eziyet etmek istemiyorum.Kardeşim bilgisayarında virüs olduğunu öğrenince epey hüzünlendi.Romantik şarkılar dinlemekle meşgul :D
Bizim için bu blog yazma işi bir nevi Webgünlüğü tutmamızı sağladı.Yaşlanınca torunlarımıza linkini atarız artık :D okuyup okuyup koparlar...

Yarın sınavım olduğu için erken yatmam gerekiyor...Ne kadar sıkıcı değil mi halbuki gece kardeşim ile beraber opera dinleyip kitap okumayı düşünüyordum....

Bu arada süper bir telefon müziği önerdim kardeşime "The Animals - The Lions Sleeps Tonight". Sizede dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum :D



Kardeşimle evde hararetli bir şekilde kitap okuyoruz.Benden önceki yazısında da bahsettiği gibi senkronize olmuş nefeslerimiz ile süper kitap okuma maceraları yaşıyoruz...Bu arada evdeki son fincan örneklerinden birinide kardeşim kırmış bulunmakta.Artık Türk Kahvesimizi kocaman fincanlarda içiyoruz.Bu durumda başka bir arkadaşım olsa çok sevinirdi.Neden mi fincan büyük olunca kahve falı bakmasıda uzun sürer o yüzden.Aaa sanırım Alice bahsetmemiş sizlere kendisi artık bir voleybol takımında :D Elleri yorulmuş bir şekilde eve geldi...Bilmiyorum artık yemeklerinin lezzetini etkiler mi bu durum. Ya da yemeklerde bolcana topun lastik kokusunu mu tadarız :D

Bende  2008de aldığım telefonum artık kullanılmaz hale geldiği için yeni bir telefon aldım kendime:D Sakın İphone 4 falan mı diye düşünmeyin.Ben bir devlet memuruyum :D Ucuz ama güzel bir telefon aldığımı düşünüyorum.İşte sizlere son gelişmeler ile hayatımızdan kesitlerden sundum :D Başka bir yazıda görüşmek dileği ile....Yarın depresyona girmezsem eğer yazarım...Sizde çok kalmadan yatın e mi :D Hadi sizlere datlu rüyalar ;)